Archive for category Sağlık ve Yaşam

Date: Temmuz 29th, 2010
Cate: Sağlık ve Yaşam
Yorumlar Kapalı

Kadınların 10 cinsel fantezisi

Kadınların en çok kurduğu ilk 10 cinsel fantezisi için, bir araştırma yapılmış ve o araştırmanın sıralaması şöyle melek’lerim;

Kadınların ilk 10 seks fantezisi

Çoğu zaman bir tabu olarak görülse ve sosyal açıdan onaylanmasa da hemen hemen bütün kadınlar fanteziler kuruyor. Araştırmalara göre kadınların en çok kurdukları 10 fantezi şu şekilde sıralanıyor.

1. HAYALLERİMDEKİ YABANCI

Pek çok kadın, gizemli bir yabancıyla karşılaşmanın ve sadece seks yapıp ayrılmanın hayalini kuruyor.

2. DAHA ÇOK, DAHA İYİ

Grup seks pek çok kadının hayallerini süsleyen fantezilerden. Bunun temelinde ise, pek çok kişi tarafından hayran kalınma, beğenilme isteği yatıyor.

3. ARTIK PATRON BENİM

Çoğu kadın hayallerinde partnerine hükmediyor hatta ona eziyet edip, isteklerini yerine getirmesi için yalvartıyor. Bu fantezi ise ilişkide daha dominant olma isteğinden kaynaklanıyor.

4. SEYİRCİ TUTKUSU

Yaptığımız her davranışın etrafımızdaki insanlar tarafından kabul görmesini ve takdir edilmesini istediğimiz böyle bir dönemde seks sırasında da izlenmeyi ve belki de alkışlanmayı istemek çok normal değil mi?

5. EMRET YAPAYIM

Bazı kadınlar için partnerlerinin onları yönlendirdiği ve yatakta bir şeyi nasıl yapması gerektiğini söylediği bir cinsel birleşme son derece uyarıcı nitelik taşıyor.

6. BİR BAŞKA KADIN MI? NEDEN OLMASIN!

Çoğu kadın, gerçek hayatta kesin bir dille reddetse de, bir başka kadının yumuşak tenine dokunmanın nasıl olacağını merak ettiğini ve hayallerinde bunu denediğini itiraf ediyor.

7. İYİ BİR BAHŞİŞİ HAK EDİYORUM

İşte yine, gerçekte çok ciddi tabu olan bir konu; bir striptiz dansçısı hatta bir fahişe olma hayalini kurmak! Uzmanlar, bu fantezinin genellikle iyi kariyerli ancak stresli ve sıkıcı bir iş hayatına sahip kadınlar arasında yaygın olduğunu belirtiyorlar.

8. İKİ KİŞİ VE BEN

En sık rastlanan fantezilerden birisi; aynı anda iki erkek, hatta bazen iki kadın tarafından şımartılmak! Bunun kökeninde ise ilgi ve şefkat ihtiyacı yatabiliyor.

9. BİR GECELİĞİNE ERKEĞİM

Bir geceliğine olsa da bir erkeğe dönüşmek ve bir penise sahip olmak. Size çok yabancı ve tuhaf bir fantezi gibi mi geldi? O zaman büyük çoğunluğun içinde değilsiniz.

10. BİR BAKİRE GİBİ

Kadınların kurmaktan en çok hoşlandığı fantezilerden biri de; tekrar bakire, her şeyden habersiz bir kız olmak ve ilk geceyi tecrübeli, yakışıklı bir erkekle geçirmek.

Date: Temmuz 27th, 2010
Cate: Sağlık ve Yaşam
Yorumlar Kapalı

MASAJ VE FAYDALARI

MasajMasajın Vücuda Etkileri

Masajın Mekanik Etkileri
Birincisi kasların arasında yer alan ve lenf damarlarındaki sıvının akışkanlığını kolaylaştırır. Venöz dönüşü kolaylaştırır. İkincisi kas tonusu üzerine olan etkisidir. Yapılan araştırmalarda; masajın normal kas tonus üzerinde hiç bir etkisi olmadığı, ancak düşük kas tonusunu uyarıcı ve kas tonusunda artışa neden olduğu tespit edilmiştir. Tonusu artmış, yani aşırı gergin olan kasların gerginliğini azalttığı tespit edilmiştir.

Masajın Fizyolojik Etkileri
Organizmanın bir bütün olduğu düşünülürse, teorik olarak masajın lokalden başlayarak bütününü etkileyeceği aşikardır.
Damar, sinir ve hormonal yapıların uyarılması hüzresel faaliyetleri hızlandırır.
Venöz dolaşımın hızlanmasıyla beraber dokuların beslenmesi ve oksijenle zenginleşmesi sağlanır.
Venöz dönüşümün arttırılması ile metabolik artıkların dokulardan uzaklaştırılması daha çabuk olur.
Doku hormonlarının salgılanması ile kılcal damarlar genişler.
Deri üzerinde sıvazlamanın etkisiyle deri gerginliği ve parlaklığında artma olur.
Genel etki yatıştırıcı ve huzur verici bir etki yaratır.
Nöro fizyolojik bağlantılar nedeniyle masajla mide, safra ve bağırsak fonksiyonlarında olumlu etkide bulunmak mümkündür.

Masajın Psikolojik Etkileri
Masaj koruyucu sağlık yöntemi olarak ele alındığında oldukça insancıl ve sağlıklı bir yöntemdir. İnsanın yorgunluğunun giderilmesi, gerginliklerin giderlmesi, iş yapma isteğinde artma, kabul görme gibi olumlu birçok sonucun psikolojik yapıyı olumlu etkileyeceği açıktır.

Masajın Genel Etkileri
Masaj sırasında öncelikle kan dolaşımı artar ki bu durum pek çok rahatsızlığın kendiliğinden düzelmesi için bile yeterli olabilmektedir. Artan kan dolaşımı ile organ ve dokulara taşınan kan artmakta ve dolayısıyla taşınan oksijende artış göstermektedir. Bilindiği üzere oksijen tüm organizmanın ihtiyaç duyduğu bir besin kaynağı gibidir. Organ ve dokulara taşınan oksijen o bölgelerde biyokimyasal olayların daha iyi olması ve bu reaksiyonlar sonrası vücut için zararlı olan asidik maddelerin daha az miktarda üretilmesini sağlamaktadır.

Diğer bir olay ellerle yapılan bası sırasında lenf dolaşımının düzenlenmesidir ki bu da dokularda biriken bazı zararlı maddelerin atılmasını kolaylaştırmak için gereklidir. Cilt ve cilt altında biriken ödem ve toksik maddeler böylece birikim yerinden uzaklaştırılmaktadır. Masaj adeta bir detoks vazifesi görmektedir.

Masajın bir diğer etkisi, uygulama sırasında bilinçli masörlerin, kişinin bile hissedemeyeceği oranda belli bölgelere yaptığı bası sayesinde vücutta belirli hormonların salınmasıdır ki, bu da bilinen veya bilinmeyen pek çok rahatsızlığın sağaltımını beraberine getirir. Akupunkturun tedavi prensiplerine benzer etki ile salınan bu hormonlar hedef organda düzenleyici etki göstererek oluşmuş bazı rahatsızlıkların tedavisine yardımcı olmaktadır.

Date: Temmuz 12th, 2010
Cate: Sağlık ve Yaşam
Yorumlar Kapalı

Hamilelikte cinsellik nasıl olmalı?

Toplumumuzda, cinsellik üzerine konuşma ve tartışma, günümüzde hala tabular arasındadır. Bazı kadınlar bu konuyu doktoruna açmaktan kaçınırken, bazen de doktorlar hastası ile açıkça konuşmaktan çekinir. İşte hamilelikte cinselliğin kuralları.
Hamile kadınlar, bilgi eksikliği nedeni ile cinsel ilişkiden uzak duruyor. Oysa, engel oluşturan bir durum yoksa hamileliğin son gününe kadar cinselliklerini yaşayabilirler.
İletişim kopukluğundan, çiftler hamilelikte seksten uzak durmaları gerektiği mesajını çıkartırlar ya da halk arasındaki inançlara göre davranırlar. Halk arasında, birinci trimestr’de (hamileliğin ilk 16 haftası) cinsel ilişkinin düşük ile sonuçlanacağı inancı yaygındır. Bilimsel olarak en fazla hamilelik kaybının 1. trimestr’de olduğu, bu kayıpların cinsel ilişki nedeni ile olmadığı, genetik bozukluklara bağlı meydana geldiği bilinmektedir.
Cinsel ilişki bebeğe zarar vermez
Hamileler, cinsel istek artışına rağmen, cinsel ilişkinin rahim ağzının açılmasını kolaylaştıracağı ve erken doğuma neden olacağı, damarların açılıp kanayacağı, erkek cinsel organının bebeğin başına zarar vereceği gibi asılsız, rahatsız edici düşünce ve inanışlara kapılıp, cinsellikten uzak dururlar.
Her ne kadar orgazm (boşalma) oksitosin (rahim kasını kasıcı madde) salgılanmasına neden olup rahim kasılmalarına yol açsa da bunlar doğumu başlatmaz, erken doğuma neden olmaz.
Cinsel ilişki bebeğe (fetusa) zarar vermez, erkek cinsel organının bebekle fiziksel olarak teması yoktur. Anne karnındaki bebek;rahim kasları, içinde bulunduğu gebelik kesesi ve kese içindeki sıvı ile darbelere karşı koruma altındadır.
Rahim ağzı kanalındaki (servikal kanal) salgıların koyulaşması ile oluşan mukus tıkaç, bakterilerin ve semenin (sperm) rahim içine girmesini engelleyen bir bariyer oluşturur.
Bir doktora danışılmalı
Cinselliğe engel oluşturacak tıbbi problemler olmadıkça, hamilelik süresince hatta son güne kadar cinsel ilişki yasak değildir. Hamileler, cinsel ilişkinin zararlı olabileceği koşulları kendi kendine değerlendirebilecek bilgi donanımından yoksun oldukları için bu konuda en sağlıklı bilgiler, kadın doğum uzmanlarından alınabilir.
Hamilelikte cinsel ilişkinin yasak olduğu durumlar
Aşağıda belirtilen şartlar haricinde, hamilelere cinsel ilişki yasak değildir:
- Gebelik kesesinin erken açıldığı, suların erken geldiği durumlarda
- Vajinal kanama halinde
- Önceki hamileliklerde erken doğum tehdidi öyküsü ve şimdiki hamilelikte erken doğum tehdidi bulunduğunda
- Partnerin cinsel yolla bulaşan hastalık taşıyıcısı olmasında
- Plasenta previa’da (çocuğun eşinin önde olması ve rahim ağzı kanalını kapattığı durumlarda)
- Çoğul gebelikte gebeliğin son aylarında
- Kadın doğum uzmanınca, cinselliğe yasak getirilen diğer durumlarda

Date: Haziran 12th, 2010
Cate: Sağlık ve Yaşam
Yorumlar Kapalı

Anne Sütünün Yararları

Anne sütü üstün içeriği ile yenidoğan bebeği tüm gereksinimini 6 ay boyunca tek başına karşılayabilen, kolay sindirilebilen ideal bir besindir. Anne sütü ile beslenen bebeklerde hafif veya hayatı tehdit eden ciddi enfeksiyonlara daha az rastlanmakta, allerji, ani bebek ölümleri anne sütü almayanlara göre daha az görülmektedir Bağışıklık sistemi güçlenmekte, özellikle solunum ve sindirim sistemi enfeksiyonları azalmaktadır. Anne sütü alan bebek hastalansa bile enfeksiyonu daha kolay atlatmaktadır.

Annesini emen bebeğin zihinsel gelişimi, ilerideki okul başarısı daha iyi olmakta, anne- bebek arasındaki bağ daha kolay ve güçlü kurulmaktadır

Bebekliğinde yeterli süre anne sütü almış erişkinlerde lenfoma, lösemi, diyabet gibi bazı hastalıkların sıklığı da azalmaktadır

Bebek için sayılamayacak kadar çok yararları olan anne sütü, annenin de gebelik öncesi formuna dönmesini kolaylaştırmakta;emziren anne bunun için gerekli enerjiyi sağlamak üzere depolanan yağ dokusundan kurtulmaktadır Ayrıca meme, yumurtalık ve rahim kanseri riski azalmaktadır

Date: Haziran 12th, 2010
Cate: Sağlık ve Yaşam
Yorumlar Kapalı

Anne Sütü

Yapılan yeni bir araştırmaya göre anne sütünün 40 ayrı kanser hücresi üzerine etkili olduğu tesbit edilmiş. Zaman gazetisinin ilgili haberinde şunlar yer alıyor;

PLoS One Journal isimli dergide yayınlanan çalışmada, “HAMLET” olarak bilinen maddenin yıllar önce keşfedildiğini belirten araştırmacılar, bugüne kadar bunun insanlar üzerinde denenmediğini açıkladılar.

İsveç’te Lund Üniversitesi tarafından yürütülen deneyde, mesane kanseri hastaları HAMLET ile tedavi edildi. Her tedaviden sonra, hastalar idrarlarındaki ölü kanser hücrelerini dışarıya çıkardılar.

Önceki laboratuar deneyleri HAMLET’in 40 çeşit kanser hücresini öldürebildiğini göstermişti, ancak bu araştırma insanlar üzerinde test edilen ilk çalışma oldu. Araştırmacılar, bir sonraki adımda ise bu maddeyi cilt ve beyin tümörleri üzerinde test edecekler.

Bunların yanı sıra size anne sütü ile ilgili size netten derlediğimiz bilgilere yer vermek istiyoruz;

Anne sütü nasıl oluşur?
(kaynak cicibebe.net)

ANNE SÜTÜ NASIL OLUŞUR ?

Meme kısmen salgı dokusu, kısmen destek ve yağ dokusundan oluşmuştur. Salgı dokusunda yapılan süt, ufak kanallar ve daha sonra ana toplayıcı kanallar boyunca meme ucuna ilerler. Kanallar, meme ucuna ulaşmadan önce daha da genişleyerek laktiferöz sinüsler şeklini alır. Bu sinüsler, sütün içinde toplanması nedeni ile önemlidir.Meme ucunda pekçok sinir ucu bulunduğu için çok hassas olup bu, sütün akışına yardım eden refleksler yönünden önemlidir.Meme ucunun çevresinde areola adı verilen koyu renkli bir halka olup hafif kabarık durumda bulunabilir. Bu yağlı bir sıvı salgılayan bezlerin varlığı nedeni iledir. Yağlı sıvı, meme ucu derisinin yumuşak ve iyi durumda bulunması sağlar.Süt yapımı hormonlar ve reflekslerin sonucu olur. Gebelik süresince, salgı bezleri süt yapımına hazırlanırlar. Doğumdan hemen sonra değişen hormonal değişiklikler ile süt yapımı başlar. Bebek beslenmeye başlayınca, iki refleks sonucu yeterli özelliklere sahip süt tam zamanında gelmeye başlar. Eğer anneye verilecek öneriler de bu reflekslerden söz edilirse anne olabildiğince sütünün daha fazla gelmesine çabalayacaktır.

Annede süt atım refleksini aşağıdaki duygulardan herhangi biri engelleyebilir.

* Herhangi bir nedenle korku ve kuşkuları varsa,

* Ağrısı ( özellikle emzirme esnasında) varsa,
* Utangaçlığı varsa,

Doğumdan sonra ilk bir kaç gün kolostrum denilen koruyucu özelliğe sahip süt oluşur. Dördüncü gün normal süt salgılanmaya başlar.

Anne sütü ile beslerken bebeği her istediğinde emzirmelisiniz. İlk günlerde ikişer saat aralıklarla olabilir. Anne sütü yapımı bebeğin emme oranına bağlıdır.Anne sütü ile beslerken bebeği her istediğinde emzirmelisiniz. İlk günlerde ikişer saat aralıklarla olabilir. Anne sütü yapımı bebeğin emme oranına göre artar ya da azalır. Bebeğiniz ne kadar emerse o kadar bollaşır. Memelerin süt yapımı için gerekli uyarıları almaları lazımdır.

Anne sütü hep aynı yapıda değildir. Emzirmenin başlarında akıcı ve susatıcıdır. Sonlarına doğru kalorisi daha yüksek ve doyurucudur. Bu yüzden bebeği bir memede en az 15 dakika tutmalısınız. Sütün çoğalması için iyi beslenmeli ,bol bol dinlenmeli,stres ve yorgunluktan uzak kalmalısınız. Bol su ve proteinli sıvılar tüketmenizi tavsiye ederiz.

Anne Sütü Nasıl Artırılabilir?
(kaynak sagliklicocuk.com)

Emzirmek, annenin bebeğine vereceği en güzel armağan, onun için yapabileceği en iyi şeydir. Bebek için en iyi beslenme, hayata sağlıklı bir başlangıç yapma yoludur. Emzirmenin başlatılıp sürdürülebilmesi için özellikle bebeğin babası olmak üzere tüm aile anneyi desteklemeli; gebelikte takibini yapan doktoru, çocuk doktoru ve aile hep birlikte olumlu, destekleyici bir tutum içinde olmalıdırlar. Bu yazıda, annelere anne sütünü arttıracak bazı önerilerimizi sıralayacağız.

Daha Sık Emzirin: Yenidoğan bebeğinizi en az 2 saatte bir emzirin, uyuyorsa uyandırın. Gece ise, 4-5 saatten uzun uyumasına izin vermeyin, uyandırıp emzirin. Bebeğin sık sık emmesi anne sütünü arttıracak en önemli etkendir. Bu durum, ilk günlerde yeni anne için biraz yorucu olsa da, emzirmenin başarıyla sürmesi ve bebeğin kilo alması ona bu ilk sıkıntıları unutturacaktır.

Emzirmek İçin Göğsünüzün Dolmasını Beklemeyin: Göğsünüzde her zaman bebeğe yetecek süt vardır, emzirme sırasında da, hormonal uyarıyla vücut yeniden süt üretecektir. Göğüslerin çok dolu olması bebeğin daha çok doyduğunu göstermez. Aynı şekilde, bazen pompayla sütü sağan anneler gelen miktar karşında hayal kırıklığı yaşayabiliyorlar. Pompayla çektiğiniz miktar, bebeğin memede ne kadar alabildiğinin bir ölçüsü değildir. Bebeğin yeterince beslendiğini ancak kilo alışıyla anlayabiliriz.

Daha Uzun Süre Emzirin: Bebeğin belli bir süre değil, bir göğsü bitirene kadar emmesini sağlayın, sonra da öbür göğse geçin. Böylece, hem önce gelen sulu sütü, hem de sonra gelen yağlı sütü alacak, vücudunuz da süt yapımı için gereken uyarıları almış olacaktır.

Emzirme Sırasında Bebeği Mümkün Olduğunca Çıplak Bırakın: Emerken kolay yorulup bırakan, uyuyakalan bebekler; bezleri kalacak şekilde soyulup anneyle cilt teması sağlanırsa daha uzun ve etkili emmeleri sağlanabilmektedir. Üşümemesi için bir örtü ile korunarak emmesi sağlanabilir. Emerken özellikle bebeğe eldiven giydirmemeli, anneye dokunabilmesine fırsat vermeliyiz.

Emzirmeye ve Kendinize Odaklanın: Yenidoğan bebeğini emziren anne önceliğinin emzirme olduğunu bilmelidir. Dinlenmeye, dengeli beslenmeye zaman ayırmalı, babadan emzirme dışı işlerde yardım almalıdır. Ev işlerini de bebekle birlikte mükemmel bir şekilde yürütmesi gerekmediğini kabullenmeli, her şeyi hallederim deyip kendini strese sokmamalıdır.

Biberon, Emzik Vermeyin: Emzirme dengesi kurulup bebek kilo almaya başlayana kadar (tercihen ilk 1 ay ) bebeğe biberon, emzik vermeyin. Böylece tüm emme faaliyetini memede gerçekleştirecek, süt yapımını uyarmış olacaktır.